21's profile♠ çengelli iğne ♠PhotosBlogListsMore Tools Help
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

21

Occupation
Location

Windows Media Player

♠ çengelli iğne ♠

az bekleyelim ki sayfa yüklensin de mi?
Photo 1 of 4
More albums (1)
Deception
Children of Men
Pi
Cast Away - Yeni Hayat
Amores Perros - Paramparça Aşklar KöPekler
Closer
Monster - Cani
Film Noir
The Black Dahlia
Eastern Promises
Bin-jip - 3-Iron - Boş Ev
Old Boy - İhtiyar Delikanlı
I Now Pronounce You Chuck & Larry - Damadı Öpebilirsin
Modern Times
Hairspray
Volver - Dövüş
The Darjeeling Limited - Küs Kardeşler
Frida
21
Curse of the Golden Flower - Altın Çiçeğin Laneti
The Fountain
The Incredible Hulk
The Painted Veil - Duvak
The Devil Wears Prada - Şeytan Marka Giyer
Requiem for a Dream
The Red Shoes
Black Hawk Down
From Hell
A Home at the End of the World
The Namesake
What Women Want
Persepolis
Forrest Gump
O Brother, Where Art Thou? - Nerdesin Be Birader?
Vantage Point - Bakış Açısı
Be Kind Rewind
The Machinist
V for Vendetta
The Orphanage - Yetimhane
Neko no ongaeshi - The Cat Returns - Sihirli Kedi
50 First Dates
The Hours - Saatler
Vanilla Sky
The Mexican - Meksikalı
Chocolate
Swept Away
The Number 23
Catch Me If You Can - Sıkıysa Yakala
Transamerica
A Tale of Two Sisters
Lucky Number Slevin
Chocolat
Being John Malkovich
The Dark Knight
Batman Begins
Interview With the Vampire
Mr. Brooks
Sun Taam - Mad Detective
Naam Yi Boon Sik - Invisible Target - Görünmez Hedef
American Beauty
The Man Who Cried
Planet Terror - Dehşet Gezegeni
Stewie Griffin: The Untold Story!
40 Days and 40 Nights
The Bucket List - Şimdi ya da Asla
Four Rooms
The Illusionist
Death Note
Imprint
Mouse Hunt - Zor Hedef Fare
The Prestige - Prestij
Eternal Sunshine of the Spotless Mind
Edward Scissorhands
Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
Snatch
Take the Lead
A Clockwork Orange - Otomatik Portakal
Secret Window - Gizli Pencere
Pan's Labyrinth - Pan'ın Labirenti
Tim Burton's Corpse Bride - Ölü Gelin
Fight Club - Dövüş Kulübü
Kill Bill Vol. 1
Run Lola Run - Koş Lola Koş
South Park: Bigger, Longer & Uncut - South Park
Memento - Akıl Defteri
Hero - Kahraman
The Departed - Köstebek
The Butterfly Effect - Kelebek Etkisi
Van Helsing
Gattaca
Perfect Stranger - Kusursuz Yabancı
Calendar Girls - Takvim Kızları
Dead Poets Society - Ölü Ozanlar Derneği
The Thirteenth Floor
The Quick and the Dead - Hızlı ve Ölü
Wasabi - Asabi Polis
Final Destination 3 - Son Durak 3
Hollywood Homicide
House of Wax - Mumya Evi
K-Pax
The Avengers - Tatlı Sert
A.I.: Artificial Intelligence - Yapay Zeka
Hancock
Sky Captain and the World of Tomorrow
Lost in Translation - Bi konuşabilse
Elektra
Catwoman - Kedikadın
Bee Movie - Arı Filmi
Awake -Anestezi
The Butterfly Effect 2 - Kelebek Etkisi 2
6/13/2009

all in all you're just another brick in the wall

güya okulun bittiği gün gelip bu başlıkla bi entry yazıcaktım, artiz gibi, sanki her şeyi ben çözmüş ben bulmuş gibi
oysa şu anda tek düşünebildiğim öğrencilikten emekli olmanın n kadar ağır bi şey olduğu
herifler boşa dememiş “babam sponsor olsun ömür boyu okuyum” diye (bu laf da resmen ağzımdan çıkan iki laftan biri oldu bu aralar)

şurda bi kaç hafta öncesine kadar tek derdimiz sınavlardı, ondan önceki hafta mezuniyet töreniydi, ondan önceki hafta şenliklerde ülkücülerin bizden topladıkları haraçlardı ondan önceki hafta alesti , kapedeseydi derken derken vakit geçiveriyodu(oha lan sınavları fln övdüm remen attığım başlıkla ters köşe oldum)

neyse daha fazla duygu sömürüsü yapmadan eğlenceli şeylerle devam edeyim
az evvel d dediğim gibi şenliklerimiz vardı geçen geçen haftalarda gazi bizi şaşırtıp hell dorado’yu getirdi ama şu da var ki gazi’de kendilerini dinleyecek pek bi kitle olmadığı için(gelenler de biz d dahil tek bildiğimiz “a drinking song”un “no more nerver again”iydi ki koca konseri tek bi mısrayla geçirdik resmen) maalesef demet akalından az dinleyicileri vardı(ki bu da iyi oldu betülk’ayla birden bire
kendimizi en önde buluverdik)

demin d dediğim gibi demet akalın’na da gittik isimlerini burda vermeyeyim ama a ve z ile(şaka gibi ama gerçek insanlar bunlar) önce bahçede z’nin bize getirdiği kek ve açmayı götürdük sonra da köy düğünü gibi olan konser alanında en azından haracımızın karşılığı kadar eğlenelim dedik(işin ilginci hell dorado’da almadılar – şaşırdığım şeye bak ya)

 

bir sonraki nev’e ise tuğba’yla gittik konser boyu çay içip oturduk muhabbet ettik bakan çocukları getiriyo diye almadığım mısırdan aldık (müptelası oldum resmi şenlik yiyeceğimiz oldu) gazi hatırası fotoğraf çektirdik derken derken şenlikler d bitiverdi hoş bi d manga vardı ama onlar da yeni şarkılarından takıldıkları zaman şahsım adına o kadar eğlenmedim bi d üstüne “bitti rüya”yı da az unutmuşum eh haliyle hoş olmadı

sonrazığıma mezun olduk
babannemin imama benimse hademe önlüğüne benzettiğim  (ki hala aynı fikirdeyim onlarınki en azından vücütlarına oturuyo bizimki sezar'ın peştemali gibiydi resmen) mavi cübbelerimizle ufacık sahneye dizilip iki saat ayakta durduk püskülü çevirip kepleri attıktan sonra 5dk bile keyfini süremeden sahneden indik ama ailecağzımızın geldiği güzel bi gündü netice itibariyle

4/22/2009

süpermen uçuverdi pelerini açıverdi

kripton yöresinden bir türküyle merhaba dediğimiz bugünkü yazımızda sözü fazla uzatmadan başka bi çizgi kahraman fred çakmaktaş’tan bahsetmek istiyorum  

aslında kendisinden de değil çizgi filmde içtiği puronun sansürlenmesinden dem vurmak istiyorum (bu resim bi sigara kampanyasından alınmaymış)

şimdi sigaranın zararını tartışacak değilim ki bu konuya zaten ben d hemfikirim

sadece “rahatsız” olduğum konu şu ki bunların bu sigara olayını yasaklamalarının sebebinin kesinlikle halk için değil bilakis tamamen kendileri için olması

bu örümcek kafalı diye tabir ettiğimiz güruhun yarın bir gün alkol’e de aynı muameleyi yapmak için (ki böyle dediğime de bakmayın sansürse zaten şimdi de var e bakkallarda marketlerde satılmaması, satanların dövülmesi insanı bu cümleyi kurarken bile çıldırtacak nitelikte) sigarayı basamak olarak kullanma sinsilikleri maalesef toprak sergen’in sesinin altında fark edilmeden kaybolup gidiyor (resmen o reklamı her gördüğümde kendisini o kadar sevmeme rağmen ah ah yazık oldu çocukcağıza diyorum

neyse şimdilik ekleyecek bi lafım olmadığından bu yazıda biraz kısa olsun

ama şunu ekleyebilirim sanırım:

bu seneki uykusuz imza günü tamamen fiyaskoydu

4 saat kuyrukta bekledikten sonra 5dk bile sürmeden sadece tek bi posterle ve 2 fotoğrafla masadan ayrıldık hoş umut’un kitabını imzalatıp bi de umut kedisi çizdirdim ama cihan kılıç’ın posteri yoktu maalesef ersin’in çizdiği posterde ise cihan ceylan çok çirkindi herhalde kıskanmış Dil çıkaran diyip geçeyim

bi de internet explorer'dan sıkılıp firefox'a geçtikten sonra farkettim ki ie acaip yavaşmış bi de firefox'un turuncu, insana neşe veren bi ikonu varken ie ister istemez insana sıradan geliyo tabi kıyaslayınca elbette pek çok sitenin ie'a göre olması f için bi dezavantaj bilhassa müzik dinlemek isteyenler için yok ben programımı indirir o açıkları kapatırım derseniz ayrı tabi ama neyse asıl demek istediğime geleyim hakikaten f başta hızıyla çok büyük kolaylık sağlıyor ama bu gönül ondan da sıkılınca opera'ya geçmek kaçınılmaz oldu tabi ki yine bir çok eksiklik var ama f'dan hızlı gibi geldi bana en azından şimdilik

tabi gönül ister ki ie hızını artırsın güzel de bi logo yapsın direk onu kullanalım bizi diğerlerinin eklentileriyle uğraştırmasın

Neyse bu sefer yazımıza kesinkes son verirken yine bir türküyle, rum yöresine ait bir türküyle son verelim

alfa dimem, beta dimem, gama dimem, carpe diem

carpe diem’i de burada anlatmışız

bi de:

View gazi hatırası
2/1/2009

van minit van minit (o vurguyla okuyalım lütfen)

 

en baskın gen sanat geniymiş diye bi haber sanırım en çok duymak istdiğim haber

sadece fa sol ve la'yı görünce anlamama rağmen ya da ne bileyim çizdiğim çöp adamın iki gözü bile aynı boyutta olmazken böyle bi haberi duyunca oturup bi "ilahi komedya" yazmak ya da bi top kil alıp mikalenjelo olmak ya da bi kamera bulup bi tarantino ya da kübrik olmak hiç de zor olmaz sanırım

oha lan ben de ne abarttım

ama tüm bunlar nerden çıktı sorusunun da gayet mantıklı bi cevabım var

insan son sınıfa gelip de "işsizlik" denen bi şeyin kendisine bu kadar yakın olduğunu farkedince sanırım tek yapabildiği hayal kurmak oluyor

 

ki hal böyle olunca insanın sanat gibi tamamen kendinden kaynaklı bi şeye bel bağlaması resmen bi kaçış yolu oluzluyor

 

neyse şimdi vakit duygusal takılma vakti değil bilakis gerçekçi olma vaktidir dostlar diyor ve gündemi meşgul eden “terdoğan’ın davos çıkışı”na az biraz değinmek istiyorum

malumunuz önümüz yerel seçim

bunu göz önünde bulundurduğumuzda haliyle olayları anlamak pek de zor olmuyor

sevgili hacım demet’in dediği gibi “kasımpaşalıyız diplomasi bize işlemez” zaten bildiğimiz bi şey

arkasını toplayacak diplomatların olması kendince kendisine istediğini yapma hakkını veriyor hem de karşılığında bi topluluk önünde yuhalatması yeterli

artık akape bu belli yani adamlar daha diyecek sözüm yok da değinmek istediğim konu şu

hadi cehape’ye çok art niyetli deniyor

muhalefet demek illa itiraz demek değil bunu biz de biliyoruz

zaten de bu destek olayı için mehape yetiyor ama

bi Allahın kulu da kendilerini birazcık da olsa fazla iyi niyetli bulmuyo mu acaba

daha bahçeli neyine terdoğan’a şöyle desteklerim böyle desteklerim diyo onu anlamıyorum

ya da ben mi illa muhalefette olan birinden muhalefet bekliyorum

neyse ya buna da burada bi nokta koyayım da hep yapmak istediğim bi olaya girizleyim

aslen y3’de görüzlediğim bi olay 

 

damağına düşkün insan : cafe fernando’dan fındık yerine kayısı çekirdeği koyduğum biraz da tarçın ve zencefil eklediğim fındıklı kurabiye, babannemin dediği gibi "kelin merhemi gibi" her bi şeyin içine katmaya başladığım çıtır çıtır haşhaşlarıyla limonlu haşhaş tohumlu kek (tarifini burda da katlettim krema olayı biraz sallapati oldu ama zaten bundan sonra direk süt ile yapacağım malzeme artsın diye 7nüfusa yetmiyor haliyle kendisinin minimal tarifleriDil çıkaran) bir de en yakın zamanda denemek istediğim kabaklı ve eski kaşarlı muffin

görsele düşkün insan : tasarım ve reklamla alakalı manyak bi site olan fubiz’den reklam afişleri afiş demişken de bi çeşit uyarıcı olan(sonuçta bağımlılık yarattığından kısaca uyuşturucu) "methamphetamine" ile ilgili oldukça çarpıcı afişler de montana meth'den

müziğe düşkün insan : hint müziklerini sevdiren film the namesake'in film müzikleri bollyfm’den ben etnik müzikten hoşlanama diyenlere de en azından opening theme'i ya da aftermath ya da the same song bile yeterli diyorum (bu liste ya da ya da diye uzar seçemiyorum resmen ya baul song da çok güzel misal ama o hint işi)

filme düşkün insan : nytimes'ın seçtiği en iyi 1000 film

eğlenceye düşkün insan : animasyon tadında umut sarıkaya'nın mutsuzlukları'ndan  bi kolaj

 

siyasete düşkün insan : terdoğanın olaylı gazze oturum'unun da tamamını orjinal dilinde ve de çevirileriyle(bunu bilhassa belirttim çünkü terdoğan malumunuz türkçe konuştu diğerleri kendilerine söylenileni duydu yani onlar bu "gövde gösterisi"nin sadece diplomasiye uygun düşen kısmını dinleyebildiler) world economic forum'un kendi sitesinden yok ya ben oturup 1 saat adamları dinlemem diyenler için de ayrıntılı bir analiz vatan'ın sitesinden

11/4/2008

arabesk olduk bir parça sırtımda yamalı bir hırka yırtık pırtık blucin haydi haydi gidelim parka

zaman

resmi daha fazla açmayacağım çünkü herşeyi açıklamış ve bahsedilecek daha çok konu var

 

şimdi onca yol gelip kayseri-beşiktaş maçına gittik

herkes bana o kadar yol gidiyosun bi de yenilirseniz dedi

evden çıkarken dedem yenip de gelin dedi

gırgırına "sarı kırmızı şampiyon kayseri" diye bağırıp, kayserinin amigosu recai'ye eşlik ederken ya da beşiktaş lehine karar alan hakeme bağırırken bile yenilebileceğimiz ihtimalini hiç düşünmezken 4dakkalık uzatma boyunca bile bi beraberlik golü beklerken yeniliverdik

ks-bjk 

(görüntümüz ilk yarıdanDil çıkaran)                                   

 

ama şu da var maçı kayseri tarafında izlediğimiz için çıkışta yenen takımın tarfındaydık Dil çıkaran

bi de vizeler öncesi bi eve gelip tatil yapmış olduk en azından diyorum ve

 

hiç derdimiz tasamız yokmuş gibi tenzoşka'ya da dediğim üzre kızılay tipleri üzerine yazacağım yazıya geçiyorum

 

efendim ankarayı bilenler bilir bir güven park bir de karanfil çıkışındaki dost her daim için buluşma adresidir ki bizde tuğba ile hep dostta buluşur gitmişken de dergilere kitaplara fln bakarız

ama gel gör ki bi gün tuğba’nın yurduna gitmem gerekti ve o karanfil bana resmen dünyada cehennem azabı yaşattı

normalde yanımdaki insan(lar)la konuşarak geçirdiğim o yolu tek başına alırken o kızılay tiplerinin hepsine ayrı ayrı sinir oldum 

neyse uzatmadan meşhur kızılay tiplerimiz’e geçiyorum

 

1)emolar: en büyük lüksleri yere oturmak olan, kız olanları kışın bile ip askılılarla dolaşan, erkekleri ise en iyi ve en ucuz fön nerde çekilir sorusunun cevabını ortalama bir kızdan daha iyi bilen gürüh

2)gotikler: gotik olayını sadece siyah giymekten ve yaptığı müzik türünün önüne gotik kelimesi yerleştiren grupları dinlemekten ibaret sanan, misal bi gotik mimari deyince insanın suratına bakacaklarını düşündürten genelde "piyirsing" li olan gençlik

3)repçiler: bol tişört bol pantolan at nalı kadar kolye ve yamuk şapka takan insanlar hayır zenci pardon afro amerikan olsan neyse de neyi eleştirip neye karşı olduklarını sanırım onlar da benim gibi bilmiyordur

4)uzun saçlı kareli gömlekli erkekler: bunlara ne yorum yapayım adından belli sadece bunları kızılay tipi yapmamın sebebi sayılarının çok olması yoksa kötü olduklarından değil bi d bunların sırt çantalı ve önü yamuk şapka takanları var ki onlar artık "duayen" mertebesinde oluyor kanımca

5)ahtapotlar:genelde banklarda görülen hangisinin er kişi hangisinin dişi kişi olduğu anlaşılamayan ve herhalde siyam bunlar denilen insanatlar

6)kırmızı kafalar: evet turuncu değil mor hiç değil kırmızı, erkek kişilerede aynı mantıkla kırmızı sakal diyebiliriz sanırım

7)eylemciler: bunlarda karanfilden ziyade yüksel de takılan eylemden protesto ya koşan muhakkak bi dinlenilmesi gereken ama fazlası da zarar olan camia

8)çılgın lise gençliği: bunların erkeklerinin okul forması üstüne küpe takmasıyla, kızlarınınsa eşek kadar çantalarıyla o “bazar” senin bu “bazar” benim dolaşmasıyla farkedilen grup

9)ot: ben

 

bir de elim değmişken bahçeli tipleri’ni yazayım

neyseki onlar sayıca azlar

hatta cinsiyet bazlı ayırmak bile mümkün

 

1)kızlar: dantelli/file çorap üstü şort altına da çizme giyen rahşan ecevitin çantasının 10 katı kadar büyüklükte bi valiz taşıyan şimdi de boyunlarına poşu ya da ank deyimiyle puşi bağlayan dişi kişiler

2)erkekler: arabalarıyla yolu tıkayan havaların ısınmasıyla da gözümüze eziyet olan göğüs dekolteleri ile ortamlara akan er kişiler


7/30/2008

nasıl ben olunur?

snm 

asç

elbette kimsenin bu kadar düşmesini istemem ama egonun tavan yapması da bu olsa gerek

resmin orijinali(büyük hali için üstüne tıklayıverin)

ufak bi not:the dark knight hem batman christian bale hem de joker heath ledger ile 2kere süper onu da kaçırmayalım lütfen

bi de film demişken şunu da ekleyivereyim,okuduğum en manyak kitaplardan olan körlük eylülde vizyona girecekmiş yazar nobel ödüllü josé saramago kendisi potekizli,film ise japonların ve latinlerin birlikte yaşadığı latin ülke brezilya(ayrıca uruguay ve kanada)'da çekilmiş

  dark_knight_ver17   blindness_ver3

7/21/2008

bir ürgüp masalı:son ağa ilk aşk

efendim bizim burda yeni bi dizi çekilmeye başlandı

hemencecik belirteyim bizim burda ağa diye bi şy olmadığı gibi kumaymış ne biliyim yengeyi hanım olarak almakmış gibi şeyler olmadığından benim nazarımda baştan kaybeden bi dizi

oyuncular da pek umut vermiyo açıkçası

başrollerinde benim pek de sevmediğim ve babababa diyerek bi nesli katleden bi insan oynuyo bir de emel

emel'i görünce bi de karısı olduğunu duyunca açıkçası bayağı şaşırdım sonuçta emel manyak komik bi insandı ve nası bi ağa karısı olabilirdi ki

sonra anladım ki olay komediden ibaretmiş ii o zaman belki çekilir fln derken bi de ne göreyim daha doğrusu ne duyayım

güya hepsi bizim buralı ama öyle bi konuşmaları var ki böyle doğu-karadeniz karışımı hatta yer yer ege'ye bile kayıyo

neyse annem bile emel'i ne çirkin yapmışlar derken bi de bunun üstüne durul bazan'ı görmeyeyim mi?

o daha da kötü olmuş bence,onu taa çarli'deki tarkan'dan beri bilen biri olarak çok üzüldüm

bir demet tiyatronun manyak annesi zerrin sümer'in ise "siz onları boşamayım ben oğluma kuma bulucam kendi çocuğunu ondan yapar" demesi tüm o sempatikliğini yitirdi gözümde

hele hele adamın gözne sokar gibi 2cümlede bi ürgüp demeleri yok mu?

kim kendi memleketinden ismiyle bahseder ki? bizim ora der eh nihayetinde

yok dizimiz yeni millet anlasın ürgüp'te çekildiğini diye düşündülerse de adına bir ürgüp masalı deseler daha akıllıca olurdu

yani giden para,vakit onların bana ne derdim ama ilk defa bi dizinin tutmayıp bitmesini istiyorm

Rickles
7/15/2008

bi kussam acaip rahatlıycam

imprint

death note’ u bitirdikten sonra onu burada anlatmayı çok istemiştim ama bi türlü onu anlatmaya yetecek kadar güzel bi yazı yazamadığım için olmadı

ama şimdi bu filmi anlatmayı o kadar çok istiyorum ki kötü bi yazı olması umrumda değil

efendim ben d her “gece uykusu kaçan insan”ın yapacağı gibi o gece d tv izlemek için oturma odasının yolunu tutup yandan çakma entel kişilik halimle cnbc-e’yi açmıştım

buraya kadar her şey normaldi ki zaten iki cumadır bunu yapıp prison break 3.sezon tekrar bölümlerini izliyodum

ama o gece evet o gece geç kalmıştım ve şansıma da bi korku filmi(imprint) vardı ki normalde pb’in akabinde onu da izliyodum(yani o kuşaktaki filmleri)

ama nerden bilebilirdim o gece görüp görebileceğim en fena filmi izleyeceğimi daha doğrusu benim gibi film izlemeyi çok seven bi insana yakışmayacak şekilde kendimce sonunu az biraz öğrendikten sonra dayanamayıp yatacağımı?

tabi yatınca da hemen uyuyamadım çünkü acayip midem bulanıyodu(bi kussam rahatlıycam ordan geliyo)

kaldı ki benim gibi yemek delisi bi insan için bunun n kadar ağır bi şey olduğunu tahmin bile edemezsiniz

peki bu filmin fenalığı nerde diye sorma gafletinde bulunmayın diye yazıyrm

bi kere hiç d diğer korku filmleri gibi değildi

benim için aynada saç tarayan kadını, ekrandan çıkan sineği, ve tabiki kuyudan fırlayıp gelen samarra'sı ile halka korku filmlerinde son noktaydı

geçmiş zaman kullanıyrm çünkü halka2 ile bu sıfatı yok ediverdiler(onlarda çok tın ya benim onları sevmememe)

neyse dediğim gibi bildiğimiz korku fimlerinde ya kan olur ya da işte ruh peri gibi yaratıklar

oysa bu psiko filmde misal aşağıdaki iğneli sahnede iğnenin batışından çok batıranın yüzündeki haz ifadesi izliyoduk

ki burası da diğer korku filmlerindeki gibi nedensiz şiddet değil tamamen bilibçli işkenceydi(ay yazdığımdan utandım resmen işkenceye makul sebep getirdim neyse demeye çalıştığım kızı konuşturmak için işkence ediyolardı işte)(bi de işkencenin biliçsiz olanı var sanki işte kastettiğim sistematik,kasıtlıolan cinsten) 

neyse sözü fazla uzatmayayım

e sinem günlük siyasi duruma el atmamışın diyenlere:

hakkaten bi kussam rahatlıycam

 

preview.php

6/25/2008

minik köpek kükredi kedi pır uçuverdi

uyu Uyu

efendim daha kediye doyup, ondan sıkılmadan bi de köpeğimiz oldu-elbette sıkıklmayız canım sadece lafın gelişi-

köpeciğimiz biraz etine dolgun olduğundan kediciğimizle boğuşurken kendisini biraz ezse de şimdilik durumlar iyi görünüyor 

ilk resimde fındık'ı uyurken

2. resimde ise sabun'la fındık'ı Sezim'in kucağında yine uyurlarken görebilirsiniz

6/21/2008

bim bam bom... çok şükür dostlar... bizim de artık bi kedimiz var...

 kedicik kedoş

evet, nihayet bi kedimiz oldu

1 mart 06 tarihli yazımda kedimizin artık aramızda olmadığını yazmıştım

ve nihayet -2 yıldan fazla bi zaman sonra- yeni bi kedimiz oldu

muhtemelen ben bunları yazarken kendisi bi yerlerde uyuyodur

böyle dedim diye de uykucu sanılmasın şimdi 

muhtemelen her kedi gibi biraz uykucudur tmm ama hem çok küçük -1 aylık- hem de ailesinden yeni ayrıldı -8 çocuklu bi aileden geliyor da kendisi - zaten sürekli elimizde bu yüzden de pek uyuyamıyor açıkçası

Sezim uyuyup ben de bunu yazmaya oturunca o da rahat bi soluk almıştır tabi

son olarak da milli takımın yarı finale çıkışını da buradan tebrik edeyim

6/11/2008

mavi aslında liboşların rengiymiş ama

no-exit-libertarianism-anarchy-for-rich-people

valla ne zamandır aklımda olan buraya da yazmak istediğim ama sürekli unuttuğum bi olay aslında bu

efendim bildiğiniz üzre anarşizm resmi otoritenin yani bu da devlet oluyor reddedilmesi manasına geliyor

bi de liboşlara(liberalizm-serbest piyasa) bakalım onu da bildiniz üzere liboşların savunduğu şey de devletin küçülmesi,yok olması

yani neymiş efendim

eğer parasızsan ve devleti istemiyorsan anarşist ya da daha türkçesi servet düşmanı,

zenginsen(karika'daki gibi) ve istemiyorsan liberal olyormuşsun

sonuçta bu herifler özelleştirme ayağına devleti satıp dururken aynı zamanda da devletin tekel olduğu alanları kısıtlıyorlar,küçültüyorlar ve nihayetinde de ortadan kaldırmayı hedefliyorlar

bu bakımdan sonuna kadar muhafazakar olduğumu belirtmeme bile gerek yok sanırım

ha bi de üzerinde anarşizmin Anarchy-red'sı olan bi çantam var

ona bakıp sen anarşist misin? bile dendi o da ayrı bi yazı konusu

 

az saksıyı çalıştırınca niye devletin olmasını istediğimi anlamak pek de zor değil aslında

bi işte(fındık olsun çay olsun ya da ne bileyim işte haşhaş olsun) eğer devlet varsa burdaki amaç üreticiyi zarara sokmadan tüketiciye uygun bi fiyat sağlamaktır

bi de için özelleştirilmiş kısmına göz atalım

işin liboşlarca yapılması demek serbest piyasa demek

serbest piyasa demek herifin sattığı fiyat için "yuh artık" diyememek demek

örnekleri daha da uzatmak mümkün tabi

 

ama şimdi bahsetmek istediğim başka bi konu var

başta milli takım olmak üzere pek çok şey için bilhassa eski şarkılardan marş yapma modası çıktı ortaya

ama hepsi daha önce de dediğim gibi bokum gibi

tek beğendiğim garantinin türko'su

keşke bütün feklamlar böyle animasyon tarzında olsa

bi de cardfinans'ın sarı çizmeli mehmet ağa'sı var onu da çok sevdim doğrusu

 

animasyon demişken

sevgili edward norton'cuğumun incredible hulk'u sanırım bu cuma vizyonlarda olacak(cümleye bak be!)

lütfen gidelim izleyelim

 

bi de son olarak

geçen gün fransızca kursuna giderken ilk defa olay yerinden bildiren muhabir gördüm(anayasa mahkemesi'nin önünde)

bi de daha da güzeli otobüs durağında sıkıntıdan ayaklarını sallayan "baba" yaşlarında bi adam gördüm,çok sevimliydi

Christopherhand

2/15/2008

din özgür olsun, köşeyi dönmek özgür olsun, başka hiçbir şey özgür olmasın

şimdi yazanın biri demiş ki küçük bi mescidimiz vardı din düşmanı rektör kapattı
öncelikle 
devlet kurumlarına mescit yapmak yasal değil yani yasak
bu durumda rektör yasaları uygulamış oluyor
yani yazanın dediği gibi birilerinin ibadet yapmalarına karşı bi şey değil bu
ayrıca
ibadet her yerde yapılır eğitim ise sadece okullar da...
fazla uzağa gitmeye gerek yok bizim lisede de 2 tane mescit vardı
peki yasak da sizde niye var diyecek olursanız
bu da erdoğanın dediği
"göz yumsunlar canım" politikasının bi ürünü
 
tekrar yazıya dönecek olursak yazan şöyle bi ifade de bulunmuş
"yolsuzlukların döndüğü bi üniversitenin rektörü..."
burda söz ettiği kim bilmiyorum hatta böyle biri olduğuna bile inanmıyorum
çünkü büyük ihtimalle van 100.yıl üni rektöründeki gibi bi karalama kampanyasının ürünüdür
hatta büyük  ihtimalle değil kesinlikle
yücel aşkın dan bahsediyordur
ne de olsa
yazanın köhneleşmiş bi izm olarak gördüğü kemalizmin yolundan gidip,örümcek beyinli,kara çarşaflı, şeriatçı olmadığı için yolsuzlukla suçlanmıştı
 
ama yine yazanın dediği gibi yunus yıllar önce söylemiş söyleneceği:
“Arının dilinden anlamayan

 Nebilir balın kıymetini!”


kendisinin d bunları anlaması imkansız yani


yazana bi atıfta daha bulunayım

"Ve akademik bir jenerasyon değişimi yaşanmadan bu ülkeye huzur ve özgürlüğün geleceğine inanmıyorum" demiş
açıkçası ben de inanmıyorum
gülen öğretisiyle yetişip sonra da öğrenci yetiştirmeye soyunan ve utanmadan atatürke laf uzatan gerek atilla yayla olsun gerek başka hocalar olsun,bunlar gitmeden ne üniversitelere ne de ülkeye huzur ve özgürlük gelebilir.
tabi benim kastettiğim şeriatı getirmek için kullanılan özgürlük ve demokrasi değil
 
neyse devam edelim
bu sefer de demiş ki
örtünmeden dolayı kaç kavga çıkmış kaç çatışma olmuş??
bu kadar saçma bi soru olabilir mi?
zaten örtünene bi şey yapıldığı yok ki
tam tersi örtünmeyene yapılıyor herşey
tıpkı ramazanlar da yemek yiyenlerin dövüldüğü,

cumaya gitmeyenlerin dışlandığı tenhalarda kıstırıldığı gibi 
örtünmeyene de potansiyel orospu gözüyle bakılıyor 

bakmakla da yetinmeyip iki mini etekli kızın bacağına kezzap atılabiliyor
 
sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını da beğenmiyorlar

madem kayda değer bi şey değil niye leyla şahinler hayrunnisa güller başvurdu acaba diye sormak gerek diye düşünüyorum
 
söylediklerim de lütfen yanlış anlaşılmasın ben sadece farklı düşünüyorum tıpkı yazanın istediği gibi farklı oluyorum onlardan olmuyorum
 
sonuçta bu konular cumhuriyet türkiyesinde aşılması gereken konular belediye seçimleri öncesi ısıtılıp yenilen hasatının toplanılacağı umut edilen konular değil bence

not:bu blog "entry"si bi arkadaşıma yolladığım bi mailin "space" koşullarına uyarlanmış halidir

     yanlış anlaşılmasın bi şeyleri kırpmadım sadece hitap şeklinde biraz oynama yaptım

     başlık istanbul üniversitesinden prof.dr. mine a. küçüker'den alıntıdır

     resim ise 24 nolu uykusuz kapağıdır

     söylediklerimin ağır olmadığını umuyorum ne de olsa öfke de bir hitabet sanatı

     öyle değil mi a dostlar???

 

bi d işin akademik boyutuna bakalım

bakalım hocalar ne diyor? tıkla

1/31/2008

mehape akapenin koltuk değneği değildir de nedir a dostlar? bastonu mu?

tayyip türk-iş genel kurulunda bi konuşma yapmış ve işçilerle iş verenleri kastederek şöyle bi yorumda bulunmuş

"hepimiz aynı gemideyiz"

bu haberi okuduğum sitede alttaki yorumların ikisine hem babam hem ben çok güldük

aynen aktarıyorum ve katılıyorum tabi ki

"Belki aynı gemideyiz ama sizler geminin üstünde zevki sefa sürerken bizler aşşağıda gemiyi yürütmeye çalışıyoruz. Bunu söyleyen biri hayatında hiç alın teriyle gemi yürütmüşmü..... "

şahsi yorumum:hakkaten güzel oturtmuş

"oğlunun gemisi mi?"

ş.yorumum:o bizi hiç oğlunun gemisine almaz ki

                 bizden kastım işveren kesim değil tabi ki

 

bi de hemen nihat genç'in akape ile ilgili yorumlarından bi alıntı yapayım

"Bunlar zeki insanlardan, yazarlardan, ciddi siyasetçilerden oy alamazlar. Bunlar hödükleştirilmiş insanlardan oy alırlar. Atarsın kapılarına iki kilo şeker, 5 kilo kömür alırsın oyunu"

benim en çok sevdiğim kısmı da şu:

"Bunlar şartlanmış gibi türban tartışıyor. Bu sistem zeki insanlar yaratamaz. Bunların en zekisi Nazlı Ilıcak gibi olur, bilemedin Fehmi Koru kadar olur"

 

başğı açmama da gerek yok sanırım

1/3/2008

uykusuz sayı:18

at 

akp iktidarının karşısında ne medya ne de siyasi partiler vardı.

bir tek başbakan rte yi sırtından atan gerçek ana muhalefet liderimiz at vardı.

karakteri ve davranışlarıyla halkımıza örnek olmuş at'ı geçirdiği bir hastalık sonucu kaybettik...

sevenlerine başsağlığı,halkımıza sabırlar dileriz...

11/20/2007

teyzelerin gücü adına

alpayerdem 

çocukken saklambaç oyununda öyle bir saklanırdım ki,

kimse ben bulamazdı...

daha doğrusu ben öyle olduğunu düşünüyordum o zamanlar...

çok iyi saklandığımı düşünüyordum.

50 yaşında anladım ki esasında ben hiç aranmamışım serhan

diyen ve beni benden alan bi adam olmakla beraber bu herifi izlemek için eve gitmediğimi öğrenen insanlar bana biraz enayi gözüyle baktı.

gecenin sonunda elime geçen kofret, bisküüt, kazete, bağyan gibi sözcüklerden oluşan zağrif türkçeme bir de aşortman'ı eklemek oldu tabi bi de bu afişi verdiler o da ayrı

ama sonuç olarak eğlendik mi eğlendik

not: kendisi 50 yaşında olmamakla birlikte yukardaki metin meşhur ismail hasta ruh'un bi karesinden alınmıştır

not2:bu "entry" 27 kasım itibariyle yeniden yazılmıştır